1 Haziran 2015 Pazartesi

Google Play ekitaplar, OKUMA ÜZERİNE, Haziran ayı sonuna kadar %50 indirimde.


Proust bu kısa metni, çevirisini yaptığı Ruskin’in Susam ve Zambaklar’ı için önsöz olarak kaleme almıştı. Metin her ne kadar önsöz amacıyla yazılmış olsa da tanıtımını yaptığı kitabın içinde ayrı bir kitap gibidir. Proust kendi yorumunu uzun tutmakla kalmamış, Ruskin’e çok az yer verdiği gibi (metin yarı olduğunda Ruskin’in bahsinin geçmesine ancak sıra gelir), onun fikirlerine karşı çıkmaktan geri durmamıştır.

“Bu önsözde” diyor, “yapmaya çalıştığım tek şey Ruskin’in Kralların Hazinelerinde söz ettiği ‘okumanın faydaları’ konusu üzerine bir kez daha düşünmekti.”

Ve ‘okuma’ üzerine düşünmeye en uzak zamanlardan, çocukluk okumalarından başlar.

Kayıp Zamanın İzinde’nin yazarından kısa fakat derin solukla okunacak bir metin.

https://play.google.com/store/books/details/Marcel_Proust_OKUMA_%C3%9CZER%C4%B0NE?id=ZgrCBwAAQBAJ
Google Play link

"Konutlarını hayran oldukları şaheserlerin reprodüksüyonları ile süslemeyi ve  kıymetli bir resmi, yontulmuş tahta bir çerçeve içine emanet ederek onu özenle muhafaza etme zahmetini akıldan silmeyi zevk sahibi insanlara bırakıyorum. Odalarına kendi zevklerinin görünümünü vermeyi ve bu zevki doğrulayacak ne varsa odalarını bunlarla doldurmayı yine zevk sahibi insanlara bırakıyorum. Bana gelirsek, ben ancak her şeyin, benim hayatımdan tamamen farklı hayatların bir yaratısı ve ifadesi olduğu, her şeyin benimkine zıt bir zevke ait olduğu, bilinçli düşünceme ait hiçbir şey ile karşılaşmadığım, hayalgücümün kendini ben-olmayan'ın sinesine bastırdığını hissederek coşkuya kapıldığı bir odada yaşadığımı ve düşündüğümü hissederim; Gar Bulvarında, rıhtımda ya da Kilise Meydanında – dışarının rüzgârının kaloriferin gayretleri ile kapışmakta başarılı olduğu, duvarlardaki tek süsün hâlâ ilçenin coğrafik haritası olduğu, her sesin sessizliğin yerini değiştirerek onu belli etmekten başka bir işe yaramadığı o uzun soğuk koridorlu taşra otellerinden birine adım atmadığım sürece kendimi mutlu hissetmem; bu otellerde odalar açık havanın temizlemeye geldiği ama tamamen silip de süpürmediği bir kapatılmışlık kokusu muhafaza eder, burun delikleri onu hayalgücüne kazandırmak için bu kokuyu yüzlerce kez solur ve koku ile kendinden geçen hayalgücü, düşünce ve hatıralardan içerdiği her şey ile birlikte onu kendi içinde yeniden yaratmayı denemek için ona bir model gibi poz verdirir; bu otellerde akşamları odanızın kapısını açtığınızda orada içeride dağınık bir vaziyette kalmış tüm hayatı rahatsız ettiğiniz hissine kapılırsınız, kapı kapandığında ve daha öne, masaya ya da pencereye kadar ilerlediğinizde ise çekinmeden onun elini tuttuğunuzu, bir çeşit rahat bir sıkışıklık içinde onunla birlikte, ilçe merkezindeki halıcının Paris zevki sanarak döşediği kanepeye oturduğunuzu hissedersiniz; samimi bir kendi kendinize heyecan, şaşkınlık yaşatma niyetiyle, öteberiyi sağa sola koyarak, iliklerine kadar başkalarının ruhları ile dolmuş ve ocak ızgaralarının şeklinden perdelerin desenlerine kadar bu ruhların hayalinin izini korumuş bu odada efendilik taslayıp meçhul halınızın üzerinde çıplak ayak yürüyerek, her yerde bu hayatın çıplaklığına dokunduğunuzu hissedersiniz; yani, hepten titreyerek, kapıyı sürgülemeye gittiğinizde, bu gizemli hayatı da kendinizle birlikte içeri hapsettiğiniz, onu önünüze katıp yatağa doğru ittiğiniz, kilisenin çanları can çekişenlerin ve aşıkların uykusuzluk saatlerini tüm şehre duyurduğu sırada, yüzünüzü bile aşan koca beyaz çarşaflar içinde onunla birlikte yattığınız duygusuna kapılırsınız"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder